DERS


20/11/2009 · Kategori: Oykucukler

-Otur yerine! Ben sınıf başkanıyım, öğretmen kimse kalkmasın dedi.

Nasıl da sahiplenmiş görevini... Kararlılıkla kaldırıyor öğretmenin sırtı mikalı metresini. Sınıftaki tüm çocuklar bize bakıyor. Oysa yaptığım resmi asacağım sadece arkamdaki panoya, her zamanki gibi. Gözlerinde deli bakışı var. Öfke dolu... Müdürün oğlu, okulun kralı bakışı... Yüzü kıpkırmızı.

Okulun son günleri. Karne yazmak için öğretmenler odasına gitmiş öğretmenimiz. Anasınıfını da Mustafa'ya emanet etmiş. Gardiyan gibi bizi gözlüyor. Saçları diken gibi. Babası gibi ufak ve zeki biri. Oysa bahçede mendil kapmaca oynarken aynı takımdaydık. Ben ormandaki kurdu canlandırırken o avcıydı.


Kalkma diyor.
Ama... diyorum.
-Kalkma dedim sana!
Bir adım daha...
Sandalyeyi kaldırıyorum yukarı.
Bir şey hissetmiyorum önce.
Kaşımın üstünden yere kan damlıyor.
Gülşen koşarak öğretmenler odasına gitmiş olmalı.
Öğretmenlerin hepsi başımda.
Bir telefon trafiği başlamış olmalı.
Koridorlarda annemin yırtıcı sesi...
Kucağında hastaneye gidişim...
Hepsi, hepsi rüya gibi...
Yaşlı doktor, aile dostumuz ebe...
Mustafa'yı görüyorum.
Orada gözleri yaşlı, suçlu suçlu...
Gözlerini düşürüyor.

***
Gemici oldum diyor. Şimdi abimin yanında işe girdim. Susuyoruz. Gözlerini düşürüyor Mustafa.

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : mustafa hakkında herşey,öykü,kan

GİZLİ GEÇİT


20/11/2009 · Kategori: Oykucukler

Kalenin giriş kapısı bir zamanlar ahşapmış ve asma köprü şeklindeymiş filmlerdeki gibi. Yalan değil vallahi. Restorasyon geçirirken sağlam olsun diye taşa çevirilmiş dedi babam, diyorum. Ama Salih dışında kimsenin gözbebkleri büyümüyor. Bu efsaneden çok giriş kapısının altında bulunan 60 cm yüksekliğindeki tünel ilgilendiriyor diğer çocukları. Yakışıklı bir ismi var: Gizli Geçit. Muhtemelen kanalizasyon sistemi. Ama Mustafa, hani kafamı yaran Mustafa, gizli hazineye götürdüğünü iddia ediyor. Bu nedenle ne zaman 25 kuruşumuz olsa kibrit ve mumlar alıp dalıyoruz içeri. Aynı Gizli Beşler kitabındaki gibi Enid Byton'ın.

Mustafa ve İbrahim en korkusuzumuz. Yine okul çıkışı gizli geçidin başında toplanıyoruz. Aylardan Nisan. Dışarıda bekçi kalan çocuklar biraz korkak ama yüzlerine vurmuyoruz. İki mumla Mustafa, İbrahim, Ertan,Hüseyin, Salih, Arif, Mehmet ve ben yavaşça tünelden içeri giriyoruz. İçerisi giderek daha küflü ve ıslak, giderek daha daralıyor. Bazı yerlerden emekleyerek bazı yerlerden sürünerek geçmek gerek. İleride dev örümcekler ve akrepler oduğu konusunda tembihlenmişiz. Korkulu görevlerimizin çoğu gibi bugünkü de mumların bitmesiyle yarıda kesiliyor. Çıkınca dizlerimiz çamur içinde oluyor ama büyüklere söylememek görevin en önemli parçası. Mum bitince başka oyun lazım bize.

Grubumu seviyorum. Gizli görevimi, sırrımı. Güven duygusu yerleşiyor kanat gibi omuzlarıma. Bu grup, sokak aralarında oynanan sıkıcı oyunlara alternatif olarak yaratılmış. Ölü Ozanlar Derneği'nin tohumu gibi. Maceralarımızı kitap gibi yazmayı öneriyor Mustafa. Ki 1-2 yıl sonra bunu da beceriyoruz.

Yanında bir çakısı ve kibriti var sürekli, yerli Tom Sawyer'imizin. Deli yulafların saplarından duman çekmeyi, peynir temekesinin kapağının üstünde midye pişirmeyi, karga yuvalarından yavru aşırıp ayağına ip bağlamayı, kalenin içinde gizli ev yapmayı, okların ucuna atınca acıtmasın diye şişe mantarı takmayı, çamlıkta ağaçtan ağaca yere inmeden geçmeyi o öğretiyor hepimize. Bilgin Cüce gibi... Yaratıcılığının köşeleri yok. Boş zamanı yok.

Yine o gün "puuculuk" oynuyoruz gizli çetemle. Belediye kasaba meydanına yıllara kaldırım taşı yapmak için kalıplarla briketler yapmış. Doğrusu ya dokunmuyoruz. İkindi ayazı yanaklarımızı al al yapmış, çağıl çağıl çağıldıyoruz. Akşam ezanına doğru tekerlemeyi söyleyiveriyor birimiz: evli evine, köylü köyüne...

Ertesi gün bayrak merasiminin bitiminde müdürümüz briketlerin üzerinde ayak izleri olduğunu söylüyor. Ve birinin görgü tanıklığıyla bizlerin yaptığını söylüyor. Bakıyorum Arif'i çıkarıyor ortaya müdür. Yalnız mıyıdın diyor. Hayır anlamında kafasını sallıyor. Kim vardı diyor. İbrahim diyor. Aynı soruyu çıkana sordukça gizli çete sırlanıyor herkesin önüne. Utanıyoruz. Biz yapmadık öğretmenim diyoruz ama dinleyen yok. Mustafa, bir önceki müdürün oğlu. Arına gidiyor suçlanmak daha da. Haksızlığa mı kızıyor Arif'e mi bilemiyorum. Kızgınca dolaşıyor üç gün. Üç gün sonra belirliyor yeni görevimizi: kırda martı yumurtası bulup, yumurta pişireceğiz.

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : ada,mustafa hakkında herşey,mum,ölü ozanlar derneği,öykü

Kaplumbağa alalım


2/6/2009 ·

Kaplumbağaları Yumurta ve Kuluçka Zamanı

 

Yumurtadan yavru çıkma süreleri 2-3 ay sürmektedir. Testusdo gracea (Tosbağa) kaplumbağalar 2-3 cm boyunda 6-12 adet yumurta yaparlar. Tatlı su kaplumbağaları ise 3-12 beyaz uzun şekilli yumurta yaparlar. Yavrular ise 2-3 ay süre sonra yumurtadan çıkarlar. Kaplumbağaların tüm çeşitleri yumurtalarını toprağa bırakırlar. Kara ve Tatlı Su kaplumbağaları yaşadıkları doğal çevrede uygun bir ortamı seçerek eştikleri çukurlara yumurtlarlar ve üzerini toprakla örterler. Deniz kaplumbağaları hayatlarının çoğunu denizde geçirdikleri için Dünyanın belirli kumsallarında kıyıya çıkarak; kumsalda eştikleri çukurlara yumurtlarlar. Genelde bu işlemide geceleri yaparlar.

 

Sürüngenlerin cinsiyetlerinin belirlenmesinde kuluçka dönemi çevre ısısının etkili olduğu yönünde bir çok araştırma yapılmıştır.

 

Ülkemizin Akdeniz ve Ege kıyılarında deniz kaplumbağalarının yumurtalarını bıraktıkları dünyaca ünlü kum plajları bulunmaktadır. Dalyan, Dalaman, Fethiye, Patara, Kumluca, Belek, Kızılot, Demirtaş, Gazipaşa, Göksu Deltası, Kazanlı, Akyatağan, Samandağ gibi bölgeler deniz kaplumbağalarından Caretta Caretta ve Cheloniamydas'ın ana vatanlarıdır.

 

Çiftleşme isteği mevsimine bağlıdır. Tropik ve subtropik iklim koşullarına göre değişiklik gösterir. Ayrıca dış ortam koşulları da bu olayı etkilemektedir. Genelde kaplumabağalar nisan ayının başından, mayıs ayının sonuna kadar çiftleşirler. Bu dönemde günlerin uzun olması ve güneş ışığının fazlalığı önemli rol oynamaktadır. Ultraviyole ışınların, kaplumbağaların yaşamlarındaki çiftleşme ve yumurtadan yavruların çıkması gibi fizyolojik olaylara etkisi oldukça fazladır. Dişiler çiftleştikten sonra spermi 4 yıl gibi süre ile saklayabilirler.

 

Kış Uykusu

 

200 milyon yıldan bu yana yaşamayı başarmış olan kaplumbağalar adaptasyona örnek verilebilecek birçok değişikliğe uğramışlardır. Kara yaşamından suya geçmişlerdir. Parmaklar arasında perde şekillenmiş; deniz kaplumbağalarında ise ayaklar palet şeklini almıştır.

 

Kaplumbağalarda görülen kış uykusu ise içgüdüsel bir davranıştır. Bu davranış da dölden döle geçer. Davranış, gerekli uyarılar alındığında ortaya çıkar.

 

Kara ve su kaplumbağaları doğada bulundukları iklim kuşağına göre kış uykusuna yatarlar. Deniz kaplumbağaları ise göçmen hayvanlar oldukları için kış uykusuna yatmazlar. Tabii ki bu iç güdünün ortaya çıkışına sebep olan faktörlerin başında, iklim (havaların soğuması) yiyeceklerin azalması gelmektedir. Kış uykusu davranışı: Hayvanlar, kendilerini korumaya almaktadır. Doğada orta, orta ve kuzey yarım küre, Anadolu, Balkanlar, Orta ve Kuzey Avrupa vb. yerlerde yaşayan kaplumbağalar EKİM-MART ayları arasındaki 5-6 aylık sürede kış uykusuna yattıkları görülmektedir. Kış uykusuna yatan hayvanlardaki belirtiler: Doğal ortamda kuytu ve karanlık yerlere gizlenme ve su ve yiyecek tüketmeme, hareket etmeme şeklinde ortaya çıkar.

 

Günümüzde kaplumbağalar evde beslenen hayvanlar arasına girmiştir:Ev ortamında kaplumbağa besleyenlerin ise karşılaştıkları en önemli sorunlardan biri kış uykusu dönemidir. Çünkü bu dönemde kaplumbağalarda sıkça ölüm olaylarına rastlanmaktadır. Yukarıda söz edildiği gibi, kaplumbağa beslemekteki başarı onun doğasını çok iyi bilmek ve mümkün olduğu kadar doğal yaşam ortamına benzer ortamlar hazırlamakla artabilir. Doğal ortamda soğuk hava, az veya çok güneş ışığı, yağmur, toprak vb. aklımıza gelebilecek birçok şey mevcuttur.

 

Evde veya işyerimizde ise bunların hiçbiri yoktur. Sadece soba veya kaloriferle ısıtılmış bir oda ve birbirine çok benzeyen küçük, içinde birkaç taş parçası ve su olan bir kap veya akvaryum.

 

Kaplumbağalar poikliotermik vücut ısısına sahip hayvanlardır. Yani vücut ısılarını ortama göre ayarlayan hayvanlardır. Kaplumbağaların sindirim enzimlerinin aktiviteleri, çevre ısısı 22ºC altına düştüğünde azalmaktadır. Bu durumda hayvanın yemeden kesildiği ve hareketsizleştiği gözlenir. Bu durumda evde beslenen kaplumbağaları dikkate alırsak bunların çoğu tropikal bölge hayvanlarıdır. kendi doğalarında böyle bir ısı ve güneş ışığı eksikliği yaşamamaktadırlar.

 

Bu tür kaplumbağaları yarı aktif ve pasif durumdan kurtarmak gerekmektedir. Ya tam aktif tutmak; bunun için bulunduğu yerin ısısını 22°C' nin üzerinde tutmak , güneş ışığından direkt yararlanmadığı için bir ültraviyole lamba koymak gerekir. Ya da hayvanı içinde az miktarda su bulunan bir kapla üzerine örtü örterek 10°C' lik, evin en karanlık ve serin yerinde mart ayına kadar bekletmek gerekir. Kış uykusuna yatırılan kaplumbağalar oda ısısı 22°C üzerine çıkarılarak 1-2 gün sabit ısıdaki ortamda aktif getirilmektedir.

 

Küçük kaplumbağalarda birinci yol tercih edilmedir. Çünkü hayvanların beslenmeye ihtiyacı vardır. Büyüklerde ise ikinci yöntem tercih edilebilir.

 

En ideali ise terrarium adını verdiğimiz; ısısı ayarlanabilir ultraviyole lambası olan ve tropikal ortamı yaratabileceğiniz akvaryumlarda hayvanları beslemektir.

 

Kaplumbağaların Beslenmesi

 

Kaplumbağalar genel olarak etçil ve otçul olarak beslenmeye uygun sindirim sistemine sahiptirler. Doğada böcek , solucan, üzüm, karpuz, domates, kıvırcık ve sarı çiçekli bitkileri yiyerek beslenirler.

 

Kaplumbağaların beslenmesinde dikkat edilecek en önemli hususlar:

 

1-3 yaş arası kaplumbağalar vücut gelişimlerini tamamlamaları için protein ağırlıklı besin maddeleri almaları gerekmektedir. Bundan dolayı sürekli beslenmeli 6-7 yaşına kadar kış uykusuna yatırılmamalıdır.

 

Yemlerinde Kalsiyum ve Fosfor dengesine ve vitamin ihtiyacına göre gerekli katkılar ilave edilmelidir. Ayrıca su kaplumbağaları yiyeceklerini suda almaktan hoşlanırlar. En çok sevdikleri yiyecekler arasında kurutulmuş karides gelir.

 

Evde beslenen kaplumbağalara hazır yemler vermek daha uygundur. Kaliteli markaların kaplumbağalar için yemleri var. Mutlaka kullanın.

 

Bakım

 

Evlerimizde beslediğimiz tropikal su kaplumbağaları için gereken en önemli şey suyun temiz tutulması ve ısının bir ısıtıcı yardımıyla 27-28'C ye sabitlenmesidir. Bu kaplumbağalar en fazla suda bulunan mikroplardan etkilendikleri için su değişimlerinin düzenli olarak aksatılmadan yapılması gerekir. Eğer buna dikkat edilmezse kaplumbağalarımız sudaki kirlilikten dolayı hastalanacaktır. Bunun sonucunda göz körlüğüne, hatta ölüme kadar gidebilen durumlar oluşmaktadır.

 

Başka bir önemli konu ise kaplumbağaların yeterince gelişemeden satışa çıkarılmalarıdır. Kabuk gelişimlerini daha tamamlayamadıklarından dolayı maalesef çoğu bilinçsiz bakım yüzünden telef olmaktadır. Burada bizlere düşen görev; kabuklarının gelişebilmesi için kaplumbağalarımıza düzenli olarak güneş banyosu yaptırtmaktır. Eğer böyle bir imkanımız yoksa piyasada ultraviole(UV) lambalar satılmaktadır. Bu lambalar güneş ışığının yerine geçer ve kaplumbağaların gelişimine katkısı büyüktür. Bunlardan mutlaka bir tane edinmeliyiz.

 

Diğer problemlerden bir tanesi ise kaplumbağaların ortasında palmiye bulunan, ada şeklinde küçük plastik kaplarda beslenmeleridir. Bu ortamlar çok sağlıksızdır ve kaplumbağaların çoğu böyle ortamlarda telef olmaktadırlar. Onlar için en iyisi ileride büyüyeceklerini de göz önüne alırsak 100x40x40 ölçülerinde bir akvaryumdur. Yalnız akvaryumu almakla da iş bitmiyor. Daha önceden de söylediğim gibi mutlaka bir tane de ısıtıcı edinmeliyiz. Ayrıca kaplumbağaların üzerine çıkıp dinlenebileceği, kuruyabileceği bir kısmı suyun dışında kalacak şekilde kayalar da konmalıdır. Son olarak da bir filtre edinirsek ideal ortamı yaratmış oluruz bu sevimli dostlarımız için...

 

Hem böylelikle filtreler sayesinde suları daha da geç kirlenecektir.

 

Püf Noktalar

 

Kaplumbağalarla nasıl arkadaş olunur?

 

Su kaplumbağalarınızın kendilerini evlerinde hissetmeleri istemez misiniz? Aslında bu hiç sorun değil, yeter ki onlara doğal yiyecekler, bakım ve iyi bir ortam sunun. Ancak dikkatli olun çünkü yeni ''ev arkadaşınız'' memnuniyetsizliğini dile getirebilecek sesler çıkaramaz. Bu rehber sizlere su kaplumbağalarınıza nasıl bakmanız gerektiğini gösterecektir. Önerilerimize ne kadar çok dikkat ederseniz, kaplumbağalarınız da bir o kadar size bağlanacak ve sakin evcilleriniz olacaktır.

 

Kaplumbağalar için uygun yerin sağlanması

 

Su kaplumbağaları güney Avrupa ve Amerika kıtasının tropikal bölgelerinden gelirler. Bu yüzden yeni ''ev arkadaşınız'' için doğasına tam uygun bir ortam yaratmanız önemlidir. Dolayısı ile ısının, ışığın, kızılötesi ve morötesi (infrared ve ultraviyole) ışınlarının güneş ışığının eksikliğini gidermek için çok gerekli olduğunu unutmayınız. Kaplumbağalarınız için özel tasarlanmış bir mekan içerisinde bataklık kömürü ve çakıl olan akvaryum ayarlamanız uygun olur. Sıcak ayları (18°C'nin üstündeki sıcaklıklarda) açık havada geçirmelidirler.

 

Ancak açık hava alanını başka hayvanlardan zarar görmeyecek şekilde düzenlemeniz gerekmektedir. Bunun dışında kaplumbağaların köşeler ve bitkilerin altına saklanmaktan hoşlandıklarını unutmayınız. Dinlenmeleri için gölgelik bir yer (güneydoğuya bakan) ayarlamak da onları mutlu edecektir. Şayet açık havada bir mekan ayarlayamayacak durumda iseniz o zaman güneş yerine geçecek şekilde haftada iki kez ve maksimum beşer dakikadan UV lambaları ile ışın görmesini sağlamalısınız. Bundan fazlası ağızlarına kadar yanıklara sebep olabilir. Sonbahar aylarında kaplumbağaların kış uykusuna yatmalarını izlemek ilginç olabilir. Her zaman nemli kalacak şekilde bir kutu ayarlayıp içine kömür çamuru koyun. Ancak buradaki ısının hiçbir zaman 8-10 °C'nin altına düşmemesine dikkat ediniz. Dışarıdan herhangi bir etkinin de gelmemesi gerekmektedir. Bahar aylarında ısı 20°C'nin üstüne çıktığı anda kaplumbağalar kış uykusundan uyanacaktır. Uzun bir ılık banyo yaptırıp bağırsaklarının içinin boşaltılması gerekir. Su düzeyinin çok yüksek olmamasına dikkat ediniz. Kaplumbağanın başının suyun üstünde kalması gerekmektedir, aksi takdirde boğulabilir. Artık kaplumbağaların iştahı açılacak ve yem isteyeceklerdir. Bunun yanında biraz meyve ve marul yiyebilirler. Su ve bataklık kaplumbağaları amfibiyan hayvanlar olup hem karada hem suda yaşayabilirler. Böyle bir düzeneğe akvaterariyum demekteyiz. Suyun derinliği kaplumbağaların tamamen suyun altında kalabilecekleri kadar derin olmalıdır. Suyun derecesinin hava derecesi 25 iken 20 ile 28 °C arası olması gerekmektedir. Kara kısmının yetişkin bir kaplumbağanın tamamen sığacağı ve güneşleneceği şekilde büyük olması ayarlanmalıdır.''Ev arkadaşınızın'' bu kara kısmına rahatça tırmanabileceğinden emin olunuz. Akvaryumunuzu bitki ve köklerle çok güzel dekore edebilirsiniz. Ancak kaplumbağalar bitkileri yiyebileceklerinden bunları onlardan korumalısınız. Dikkat: bazı saksı bitkileri zehirlidir.

 

Suyu ayarlama

 

Terariyumun suyunu düzenlemek için Sera aquatan kullanınız. Şu işlere yarar:

 

. zararlı metalleri yok eder.

. çeşme suyunun çözülmüş tuzlarını nötralize eder.

. klor etkisini azaltır.

 

Su kaplumbağaları için uygun asit değeri 7'dir. Çeşme suyun pH'ı 7.6'dır. Suyun pH derecesini çabuk bir şekilde Sera pH testi ile anlayabilirsiniz ve Sera pH plus veya Sera pH minus ile düzenleyebilirsiniz.

 

Kaplumbağalar ne yer?

 

Doğada yaşayan kaplumbağalar açlıklarını giderecek her şeyi yerler. Ancak burada bizim onları beslememize bağlı yaşamaktadırlar. Bu yüzden gıdalarına dikkat etmeniz gerekir. Gıdasızlık ciddi sorunlara yol açar. Arada bir birkaç marul ve biraz da et vermek onlara düzgün bir diyet sağlamaya yeterli değildir. Aynı şekilde buz gibi su, buzdolabından yiyecekler ve başka hayvanlarınız varsa bunların yemleri de zararlıdır. Yani miktarı değil niteliği önemlidir.

 

En iyisi kaplumbağanıza dengeli bir şekilde yemlerini vermektir, böylece hastalanmalarını önlemiş olursunuz. Söylememize gerek yok ancak tüm gerekli besinleri (mineraller, vitaminler ve kalsiyum) yiyeceklerinde mevcut olmalıdır. Su kaplumbağalarınızın kabuklarının gelişimi ve hastalanmamaları için bunlara mutlaka ihtiyaçları vardır, ancak bu yeterli değildir. Lifli gıdalara da sindirimleri için gereklidir.

 

Bütün çabalara rağmen kaplumbağa hastalanırsa ne yapabilirsiniz?

 

Kötü beslenmenin dışında başkaca hastalanma sebepleri de vardır. Yerlerinin soğuk olması, soğuk su ve gıda zehirlenmesi ishalin baş sebebidir. Öncelikle ısıyı artırmak gerekir. Yemlerinin oda ısısında olması gerekir. Kuru-ıslak arası yem vermek her zaman en doğrusudur (Sera Raffy I ve P ). Sera Diropur R ishallerini kesecektir, tamamen bitkiseldir.

 

Az hareket ve yanlış beslenme bu sefer kabızlığa yol açacaktır. Biraz marula Sera laxopur R veriniz ve her gün ılık bir banyo ve biraz hareket kabızlığın geçmesine yardımcı olacaktır.

 

Ayrıca üşütmeden kaynaklı hastalıklarda Sera bronchipur R kullanılabilir. Bu tarz hastalıklarda kaplumbağa nefes almada zorluk çeker, hapşırır, burun akıntıları görülür, gözleri şiş ve kapanır. Böyle bir durumda mutlaka tedavi şarttır.

 

İştahın kesilmesi her zaman kötü bir işaret olmayabilir. Sadece yemeğini reddediyor olabilir. Ancak kış uykusundan uyanan tüm hayvanların iştahlarının yerinde olması gerekir, yoksa açlıktan ölebilirler. Özellikle vitamin ağırlıklı beslenme şarttır (Sera Vitalipur R) Ağızlarına damlatmak gereklidir, hatta kabul etmiyorlarsa zorla verilmelidir. Birkaç gün içerisinde yemelerinin düzeleceği garantidir. Ancak önemli olan: Hayvanların ısısı 20 C'nin üstünde olmalıdır. Eğer ısı bunun altındaysa kaplumbağanın uygun şekilde uyanmadığı düşünülmelidir.

 

İştahsızlık aynı zamanda hastalıktan, şoktan veya ortamındaki başka sıra dışı olaydan da kaynaklanabilir. Bu yüzden her akşam 5-8 damla arası suya eklemenizi tavsiye ediyoruz, bunda kaplumbağanın ağırlığı da önemlidir.

 

Kaplumbağanın üşütmesi veya kabuğunun yumuşaması tehlikeli bir durumdur ve HER ZAMAN yetersiz beslenme ile ilgilidir. Tedavisinde UV ışığı yardımcı olacaktır. Bunun yanında vitamin de verilmesi gereklidir.

 

Kaplumbağalar göründükleri kadar sağlam mıdırlar?

 

Hayır. Kaplumbağalar hassas ve narin hayvanlardır. Her ne kadar kabuklarının sert görüntüsü ve kalın derileri olsa da akımı yumuşak şekilde yapılmalıdır. Sanki bakımı kolaymış gibi görünür. Bu durum sizi yanıltmasın.

 

Maalesef çocuklar kaplumbağalara sanki oyuncakmış gibi davranır ve onlara işkence eder. Kaba davranışların kaplumbağaya zarar vermeyeceğini düşünen insanlar vardır, ancak bunun tek sebebi kaplumbağanın şikayet edecek sesinin olmamasındandır.

 

Çocuklarınıza kaplumbağaların ilgi ve dikkat gerektiren hayvanlar olduğunu anlatınız. İyi bir arkadaşlığın başlangıcı için gerekli temel budur.

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : kaplumbağa

HEPOKU nedir?


19/10/2007 · Kategori: Eglencelik Sicak Sicak

AKTÜEL
AKTÜEL
12 Aylık Abonelik
Fiyatı: 104.00 YTL
52.00 YTL
Abone Ol
Hemen Dene
BEBEĞİM VE BİZ
BEBEĞİM VE BİZ
12 Aylık Abonelik
Fiyatı: 60.00 YTL
30.00 YTL
Abone Ol
Hemen Dene
HOMEART
HOMEART
12 Aylık Abonelik
Fiyatı: 72.00 YTL
36.00 YTL
Abone Ol
Hemen Dene
HÜLYA
HÜLYA
12 Aylık Abonelik
Fiyatı: 60.00 YTL
30.00 YTL
Abone Ol
Hemen Dene
OTOHABER
OTOHABER
12 Aylık Abonelik
Fiyatı: 78.00 YTL
39.00 YTL
Abone Ol
Hemen Dene
PARA
PARA
12 Aylık Abonelik
Fiyatı: 156.00 YTL
78.00 YTL
Abone Ol
Hemen Dene
SİNEMA
SİNEMA
12 Aylık Abonelik
Fiyatı: 60.00 YTL
30.00 YTL
Abone Ol
Hemen Dene
SOFRA
SOFRA
12 Aylık Abonelik
Fiyatı: 60.00 YTL
30.00 YTL
Abone Ol
Hemen Dene
SÜPER-DERGİ
SÜPER-DERGİ
12 Aylık Abonelik
Fiyatı: 48.00 YTL
24.00 YTL
Abone Ol
Hemen Dene
ŞAMDAN
ŞAMDAN
12 Aylık Abonelik
Fiyatı: 156.00 YTL
78.00 YTL
Abone Ol
Hemen Dene

Yorum (1) Yorum yaz! Etiketler : sanal dergi, hepoku, hülya, şamdan, sinema

Kral ve Ben'in öğretmeni öldü: Deborah Kerr


19/10/2007 ·

İngiltere'nin dünyaca tanınan sinema oyuncusu Deborah Kerr, 86 yaşında İngiltere'nin Suffolk bölgesinde yaşamını yitirdi. Burt Lancester ile oynadığı "İnsanlar Yaşadıkça'' (From Here to Eternity) ve Yul Brynner ile başrolleri paylaştığı "Kral ve Ben'' (The King and I) Kerr'ın hafızalarda kalan filmleri arasında yer alıyor.

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : deborah kerr, kral ve ben

Oradan bakınca nasıl görünüyoruz?


19/10/2007 · Kategori: Eglencelik Sicak Sicak

Oradan bakınca nasıl görünüyoruz?

İşte Marmara Bölgesi ve Ağrı Dağı'nın UZAYDAN GÖRÜNÜŞÜ


Çanakkale Boğazı'ndan İstanbul Boğazı'na bakarken böyle...

Ve Güneydoğu tarafından Ağrı Dağı'na bakarken böyle görünüyoruz...

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : uzay, dünya, çanakkale, istanbul, ağrı dağı,

Sessizliğimi Bozdum


6/9/2007 ·

Blogumda en çok izlediğim filmlerden sözetmeyi seviyorum. Aslını ararsanız ben seyretmeyi seviyorum. Şimdi nereden başlamalı da size hangi filmi anlatmalı?

İlk aklıma gelenden başlıyorum:

2 film birden diye özetleyebileceğim seri filmi izledim. Dudak uçuklatıp gece yarısı bitirdiğim filmden sonra tuvalete gidemediğim.

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : film

Yüreğimdeki Canavar


6/6/2007 · Kategori: Eglencelik Sicak Sicak

Gösterimden kalkmış filmleri bulmakta üstüme yok... Beni en çok etkileyen filmdeki yönetmen karakterinin çekmeyi planladığı filmi, asıl yönetmenin çekmekte olması. Anlamadınız mı? Seyredin anlarsınız:)) En İyi Yabancı Film dalında Oscar'a aday gösterilen ''Yüreğimdeki Canavar'', ensest ve eşcinsel aşk gibi zorlu temaları işliyor. Yönetmen Cristina Comenci'nin kendi romanından uyarladığı filmin baş oyuncusu, Türk sinemaseverlerin ''Karşı Pencere'' ile tanıdığı Giovanna Mezzogiorno

 

FİLMDEN KARELER / MOVIE PICTURES


  donttell   donttell

  donttell   donttell

  donttell   donttell

Yorum (2) Yorum yaz! Etiketler : yüreğimdeki canavar

gülmeyin yaw


17/4/2007 · Kategori: Eglencelik Sicak Sicak

ESTETİKTEN ÖNCE                                     ESTETİKTEN SONRA:))

Hem inanasım gelmezdi hem de inanırdım, Truva atının nasıl böyle düzgün yapıldığına ve bugüne kadar bozulmadan geldiğine 10 yaşıma kadar:))Allahtan yamuuğunu yapıp bize hediye ettiler:))

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : truva atı, komik

Kargaların ortalama ömrünün 200 yıl mı?


17/4/2007 · Kategori: Son derece bilimsel

Kargaların ortalama ömrünün yaklaşık 200 yıl olduğunu duymuştum. Bu doğru mu?

Doğada vahşi olarak yaşayan kargalar en fazla 13-14 yıl kadar yaşar. Esaret altındaysa 40 yıldan fazla yaşayabilirler. İngiltere’den verilen bir kayda göre kargalardan bir tanesi 80 yıl kadar yaşamış. Bilindiği gibi kuşlar esaret altında iyi bakılırlarsa normal yaşamlarında çok daha fazla yaşayabiliyorlar. Doğada koşullar her zaman daha zordur.

Balıklar su içer mi?

Yaşamın kaynağı olan su, canlıların vücutlarında değişik oranlarda bulunur. Bu, suyu tüm canlılar fizyolojik olarak kullandığı anlamına gelir. Buna su içinde yaşayan canlılar da dahil. Bu yüzden balıklar su içerler.

Karnımız neden bazen guruldar?

Mide, sürekli olarak kasılan ve hareket eden bir organdır. Mide dolu olduğunda, tüm bu aktiviteler normal ilerleyişini sürdürür. Ancak boş olduğunda da kasılmalar devam eder. Bu kasılma hareketleri devam ederken, mide duvarlarının birbirine sürtünmesi sonucunda da, ‘karın guruldaması’ dediğimiz sesi duyarız.

Bir kene ortalama kaç metreküp kan içer?

Bu kenenin türüne ve yaşına göre değişiklik gösterir. En yaygın görülen ve en fazla çalışılmış kene türlerinden biri olarak kabul edilen kış kenelerinin (Dermacentor albipictus) dişileri, bir seferde ortalama 2 mililitre kan emebiliyorlar.

Köpekbalıkları neden kansere yakalanmaz?

Köpekbalıkları hastalıklara karşı oldukça dirençlidir. Bunun nedenlerinden birisi son derece güçlü bağışıklık sistemine sahip olmaları. Bu sayede kansere de yakalanmazlar.

Çift sarılı yumurtadan çift civciv çıkar mı?

Çift sarılı bir yumurtada yavru gelişimi meydana gelse de yavrulardan biri yaşam savaşında diğerini yener. Ancak genellikle iki yavru da henüz yumurtadan çıkmadan yaşamlarını yitirir.

Neden mavi renk sebze veya meyve yok?

Bitkilerin rengini veren pigmentlerin kimyasal yapıları, düşük dalga boylarında ortaya çıkan renkleri vermek üzere gelişmiştir. Mavi ve yakın renkleri oluşturan bileşikler, ya zehirlidir ya da enerji açısından ekonomik değillerdir.

Neden kuru fasulye gibi baklagiller gaz yapar?

Sindirim enzimlerimizin yetersiz kaldığı besinler, kalın bağırsağımızdaki simbiyont bakteriler tarafından parçalanırlar. Bu işlem sırasında da bağırsak gazını oluşturan gazlar açığa çıkar. Baklagillerde bulunan oligosakkaritlerin sindirimi için enzimlerimiz yetersiz kaldığı için, bu besinler yendiğinde bağırsaklarda normalden daha fazla gaz oluşur.

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : karga, mide, su, köpekbalığı

« Önceki ::